Türkiye’nin en iyi avukatlar ve ünlü avukatlar sadece İstanbul ‘da mıdır? Ankara yada izmirde midir? Türkiye’nin en iyi avukatları istanbul ilinde  kaliteli hizmet veren “enlerden” bahsedeceğiz. 

En iyi avukatlar ve ünlü avukatlar işlerini liyakatlilik esasında yürüten, layığıyla yapan avukatlardır. Hukuk süreç boyunca müvekkillerinin yanında olup yardım eden avukatlardır.  

Avukatların müvekkillerini seçme özgürlüğü uzmanlaşmak noktasında etkili olur. En ünlü ve en iyi avukatlar da belirli bir konu, hukukun belirli bir dalı üzerine yoğunlaşıp işlerini daha çok o yönde seçebilmektedirler. Böylece hukukun spesifik bir dalı üzerine sürekli olarak yapılan çalışmalar, gündemin takibi ile tecrübe meydana gelecektir. Türkiye’nin en iyi avukatları ve en ünlü avukatları olmak noktasında uzmanlaşmak elbette en önemli unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Topo Hukuk Bürosu da bir bilişim hukuku uzmanı tarafından kurulmuş olup Türkiye’nin ilçesi olan İstanbul en iyi hukuk büroları arasına girmek yolunda adımlarını atmaktadır. 

En İyi Avukatlar Tanıdık Aracılığıyla Mı Bulunur? 

En iyi avukatlar tanıdık aracılığıyla mı bulunur, danışmanlık hizmeti arayan kimselerin kafasındaki soru işaretlerinden bir tanesidir. Avukat bulmak, belli bir avukat seçmek pek çok yol ile yapılabilmektedir. Örneğin adliye çevresindeki avukatları bulmak, internetten araştırmak, tabelalara bakarak seçmek gibi pek çok yol karşımıza çıkmaktadır. Ancak en etkili olabilecek olan yol reklamdır ki ülkemizde avukatlara reklam yasağı bulunmaktadır. Bu noktada tanıdıklar iyi bir avukat seçiminde elbette büyük rol oynamaktadır. Yine de unutulmamalıdır ki müvekkiller her zaman hukuki bilgiye sahip kimseler değillerdir ve iyi avukat tanımları davayı kazanıp kazanmamalarıyla sınırlı olabilmektedir. 

Türkiye’nin En İyi Avukatları İstanbul’daki Hukuk Bürolarında mı Çalışmaktadır? 

Peki Türkiye’nin en iyi avukatları İstanbul ilinde mi çalışmaktadır? Ankara veya izmirde mi çalışıyorlar? Bugün ülkemizin en kalabalık nüfüsuna sahip illeri İzmir, Ankara ve İstanbul’dur. Kalabalık olması demek iş imkanının fazla olması gibi artıların yanında elbette suç oranlarını da yüksek olması demektir. Öncelikle İstanbul yalnızca Türkiye değil bir dünya şehridir. Bu ülkemizde en fazla imkana sahip şehir olmasını beraberinde getirmektedir. Böylece Türkiye’nin en iyi avukatlarının İstanbul’da konumlanmış olabileceğini söyleyebiliriz. Ancak bütün bunlar her iyi avukatın İstanbul’da olduğu anlamına gelmemektedir. Farklı şehirlerde çalışan pek çok avukat da işini layığıyla yerine getirebilir. Her avukat yalnızca bulunduğu şehirde faaliyet göstermeyebilir. Türkiye’ye açılmış, tanınmış bir avukatın hangi şehirdeki hukuk bürosunda çalışıyor olduğunun pek de bir önemi kalmayacaktır. Biz de İnce Zeka Sosyal İçerik Platforumu olarak en iyi avukatlar ile Başta İstanbul, Ankara ve İzmir şehrlerinde Sizler için en iyi ve en ünlü avukatları araştırmaya başladık. Ama önce köklü bir araştırma gerekiyordu ve ayrıştırma çünkü sadece 1 çeşit avukat yoktu. Avukatlarında branşları var ve branşlarına göre sıralamak gerekiyordu.. Uzun uğraşlardan sonra sizlere cok uzun ama gerçekten akıcı bilgi dolu bir makale hazırladık. Hatta sonlara doğru büyük sürprizlerle dolu bir makale. Hatta siz beklemeyin Yorum kısmına sizin beğendiğiniz avukatın Adı Soyadı Adres ve telefonunu yazın. Tabi onun hakkında bir yorum da yazabilirsiniz…

Ünlü Avukat Olmak ve En İyi Avukat Arasındaki Farklar

Ünlü avukat olmak ve iyi avukat olmak aynı şey midir? Aralarındaki farkı ortaya koyan özellikler nelerdir? Bu başlığımızda en iyi avukatlar ile en ünlü avukatlar arasındaki farkları ortaya koyduk. En ünlü avukatlar, sosyal çevrelerini ve bağlantılarını iyi kullanabilen kendisine belli bir imaj yaratmış kimselerdir. Bilindiği gibi insanlar önce dış görünüşleriyle yargılanırlar. Bu dış görünüş sizi ne çok ulaşılmaz göstermelidir ne de çok özensiz. Avukat veya değil bütün ünlülerin en önemli özelliği plan program ve sürekliliktir. Ünlü bir avukat olabilmek için elbette çevreniz ve görünüşünüz yeterli olmayacaktır. En önemli unsur çok çalışmaktır. Bunların yanında girişimci bir kişiliğinizin de olması gerekir ki kendinizi gösterebilesiniz. Ünlü avukat olmanın yolu azim ve işine aşık olmaktan geçecektir.

En iyi avukatlar olarak tanımladığımız avukatların ortak özellikleri ise yukarıda da belirttiğimiz gibi işlerini layığıyla yerine getirebilmeleridir. Elbette ünlü avukatlar da en iyi avukatlar olarak karşımıza çıkabilir. Avukatlar her zaman her konuda bilgisi olan insanlar değillerdir. Ancak karşılarına çıkan bir konuda fikir sahibi olmak araştırıp öğrenmek için çaba sarf ederler. İyi avukat, her şeyden önce müvekkilinin hukuki problemini anlayabilmeli, niteliğini belirleyebilmelidir. Müvekkili ile karşılıklı güven ve gizlilik prensibi çerçevesinde ilişkilerini yürütmelidir. Güncel yasa, yönetmelik vb. mevzuatı takip etmeli, kendini her daim geliştirmeye çaba harcamalıdır. İşte en iyi avukatlar bu özelliklere sahip işlerini severek yapabilen avukatlardan çıkacaktır. Başarı, uzmanlaşmayla ve prensiplerine bağlı bir çalışma aşkı ile beraber gelecektir. 

Türkiye’nin En İyi Avukatları ve Ünlü Avukatları Baroya Bağlı Olarak mı Çalışır?

Türkiye’nin en iyi avukatları ve ünlü avukatlar baroya bağlı mıdır sorusuna cevap verebilmek için Avukatlık Kanunu’na göz gezdiriyoruz. Avukatlık Kanunu’nun 9. maddesinde belirtildiği üzere, ülkemizde bir adayın avukatlığa kabulü için ruhsatname verilir. Bu s. Yani avukatlık mesleğine kabul edilmek için Barolar Birliği’ne başvurulması gerekmektedir. Bu durumda söylemek gerekir ki İstanbul veya Türkiye’nin herhangi bir yerindeki en iyi ve ünlü avukatlar elbette baroya bağlı olarak çalışmalarını yürütmektedir.  

En iyi hukuk büroları da elbette çalışanlarını baroya bağlı olarak işlerini yürüten, Türkiye’nin en iyi avukatları olarak belirledikleri kişilerden seçeceklerdir.

AVUKAT ÇEŞİTLERİ!

Avukat Şahin Kücüksüslü 15 kısıma ayırdığı avukatları yazdı; Avukat çeşitleri…

(Kaynakça)

1. Soruşturmacı Avukatlar : 

Bunlar pek kitap okumaz okusa da anlamaz bunun yerine bir dava geldiğinde akşama kadar ne kadar tanıdık avukat hakim savcı icra müdürü varsa arar durumu anlatır sorarlar. Müvekkile de kesin bilgi vermezler mevzuat değişti uygulama yok araştırıyorum filan derler. Sonunda bir kanaate vardıklarından da abi örnek dilekçe var mı sende diye dilekçeyi de apardılar mı değmeyin keyiflerine. Bunların içinde apardıkları bilgilerle profesöre kafa tutanları gördüm ben.

2. Araştırmacı Avukatlar :

Bunlar da o kadar teoriye boğulmuştur ki bazen önlerindeki basit çözümü göremezler. Her konuyu derinlemesine araştırırlar. Sonunda kitap yazacak kadar bilgi sahibi olurlar. Ancak henüz paraya dönüştürdükleri görülmemiştir. Onların yerine parayı onlardan aldıkları bilgiyi çok güvel pazarlayan soruşturmacı avukatlar götürür.

3. Tüccar Avukatlar: 

Avukatlığı bakkallık kasaplık manavlık gibi bir meslek olarak görürler. Hukukçu olmak gibi bir dertleri yoktur. Şu işe verdiğim emekle kaportacılığa başlasaydım şimdi 10. Şube açılışını yapıyordum derler. Meslek etiği filan umurlarında değildir. İşin büyüğü küçüğü yoktur. Para getiren her işe girerler. Genelde yanlarında 8-10 kişi çalışır. İcra işleri piyasa bunlardan sorulur. Her zaman eleman ararlar.

4. Kolpacı Avukatlar : 

En tehlikeli türdür. Para için her türlü kolpayı çevirirler. Genelde kendi meslektaşlarını kötüleyerek onların işlerini kapma üzerine ihtisas yapmışlardır. Su gibidirler. Her tür müvekkil kabının şekline uyum sağlarlar. Bir gün roman kardeşlerimizin çadırında bağdaş kurmuş çay içerken başka bir gün bir kalantorun çantasını taşırken görebilirsiniz. Amman uzak durun derim.

5. Şekilci Avukatlar: 

Üstlerinden başlarından marka, tavırlarından caka akar. Avukatlığı Allahlık gibi bir şey zanneder, öyle de davranırlar. Otoparkçıya, çaycıya emir kipli cümleler kurarlar. Club açılışlarında kart dağıttıkları görülmüştür. Genelde kafada güneş gözlüğü ile duruşmalara iştirak ederler.

6. Partizan Avukatlar : 

Herhangi bir partiye intisap edip, o partinin ideolojisinin en büyük mümini gibi davranırlar. Bunlardan daha solcu, sagci, Ataturkcu ya da Siyasal İslamcı yoktur. Müvekkillerini genelde bu parti cevresinden ya da tarikat, cemaat veya cemevinden toplarlar.

7. Militan Feminist Avukatlar : 

Kadın hakları savunuluğu ayaklarına baroların kadın komisyonlarını ele gecirerek, televizyon, gazete, dergi gibi medyatik araclarda baro kadın hakları temsilcisi olarak kendilerini tanıtmak, aile mahkemesi hakimleri ile irtibat kurmak, ayrılık arefesindeki duygusal olarak hassas kadınları manipule ederek, bosanma davası toplarlar. Vekaleti aldıkları kadınlara kocalarına iftira attırırırlar, delil uydururlar. Hukuk bilmezler. Ama cirkeflikte uzerlerine yoktur. Bunların “kasık biti” olarak adlandırılan erkek versiyonları da vardır.

8. Nüfuzi Avukatlar : 

Savcı ve hakimlerin emeklilerinden kırpıp kırpıp avukat yapılmış avukatlardır. Her duruşmada ”Biz de o kürsüden geçtik efendim” tümcesiyle kolayca tanınırlar. Mesleğe başladıktan itibaren ortalama 5 yıl içinde çoğunluğu bürolarını kapatırlar. İlk birkaç yıl emekli hakimmiş/savcıymış başkanın kankasıymış, lojman arkadaşıymış söylentisi (!) rüzgarı ile patlama yapıp sonradan bunun fazlaca da bir etkisinin olmadığı farkedilince sıradanlaşırlar. Mesleki etiğe karşı en duyarsız meslektaş tipidir. Tabii istisnası da vardır.

9. El Altıcı Avukatlar : 

Genelde icra işlerinde başarıları oldukça yüksektir el altından verilenlerle pek çok işleri şipşak hallolur tüm adliye personelleri tarafından sevilir ve tanınırlar yanına yeni avukat veya stajyer aldıklarında da selamlarıyla giden stajyer ve avukatların işleri hemen yapılır bu avukatların havaları kimselerde yoktur, zira sanki mesleki bir başarıymış gibi işleri hemen halletmekle övünürler.

10. Avukat Olmayan Avukatlar : 

Genelde akademik çevrede yetişen ünvanı bol kişilerdir. avukatlık pratikleri pek yoktur. Genelde, bu açığı, baroların yönetim kurullarında, başkanlıklarında kaptıkları koltuklar ile gidermeye çalışırlar. Amaçları meslek sorunları onuru filan olmadığı için dillerinin ayarı yoktur. Rüzgar yönünde yelken şişirmeye maildirler. asıl amaçları, daha şaşaalı bir koltuğa mabatlarını yerleştirmektir. Avukatlığı kariyer basamağı olarak gördüklerinden avukatlık ile ilgileri, alkış sayısını arttırmak için arada bir yaptıkları şov ile sınırlıdır. Koltuklarının kadifesi ne kadar kabarık ise, rayiçleri de o kadar yükselir.

11. Harabi Avukatlar : 

Kendilerini müvekkilleri ile özdeşleştirip sanırım fazlaca empati ile karşı taraf vekilini de kendi gibi sanıp düşman belleyen avukat tipidir. Bunları duruşmada biz diye hitaplarından ve her celse meslektaşına harlamasından tanıyabilirsiniz. Her davada vekil olduğunu unutup asil gibi davrandıklarından hata yapma olasılıkları yüksektir. Her davayı kişiselleştirdiklerinden kendilerini harap ederler. Bulaşmamakta fayda vardır.

12. Şovmen Avukatlar : 

Genelde ceza davalarında görülürler. Hitabet sanatında iyidirler. Dolu tribünler önünde coşarlar. Her davaya özgü savunma genelde yapmazlar. Geçmişte savcının kürsüdeki yerinden girip atatürk portresinden çıkan konuya gelene kadar salonda birkaç kez alkış tufanı kopartarak salonun boşaltılmasına vesile olan örnekleri de yaşanmıştır. Muhabbetleri de anı dağarcıkları da müthiştir. Rakılı muhabbette yakalarsanız kaçırmayın derim

13.Omuz Omuza Avukatları : 

Sanal ortamda gruplaşan grubu taşra avukatlar lokaline çevirmiş, taşra münzevisi kılıklı cemaatleşmiş avukat tipidir. Cemaat liderinin gazı ile zaman zaman coşan, zaman zaman ülke standartlarının üstünde muhalefet yapan, eleştiride dur durak bilmeyen garip bir topluluktur. Özgürlüğü duble yolda seçim otobüsü içerisinde goygoy şarkıları söyleyebilmek olarak bilen kesim tarafından densizlikle edepsizlikle suçlansa da yoluna gerekirse tek başına da gitmeyi bilen, egolardan fal tutmayı seven ve hayatta dalga geçilemeyecek hiçbirşey olmadığına inanan meslektaş tipidir. Yakalarsanız öpün sevin derim ben.

14. Yancı Avukatlar : 

Bunlar genellikle yeni mezun hukukçular arasında çıkmakta olup, anayasa, evrensel hukuk kuralları, uluslararası sözleşmeler, hukuk felsefesi, parlamenter sistem, kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti, eleştiri, ağır eleştiri ve hakaretin sınırı gibi kavramlardan bihaberdirler. Hukuk üzerinden yürütmenin işlemlerine dair eleştirileri, insan hakkı ihlallerine dair tepkileri siyasi taraflık üzerinden okurlar ve herdaim karşısındaki hukukçuyu başka bir siyasi tercihin yandaşı olmakla suçlarlar. Özgürlük algıları ve sınırları ise tamamen kendi siyasi, kültürel ve dinsel evet dinsel tercihleriyle sınırlıdır. Çok okumazlar, klişelerle konuşur, tartışmalarda sonlara doğru yorumlarını hakarete vardırırlar.

15. Plaza Avukatları : 

Sanırım sadece İstanbul için geçerli: yabancı dil bilen, 6 aylık mastırını yurt dışında yapan , işe girdiklerine “adliyeye gitmem” tarzı şartlar koyan, yaptıkları işin nitelikli tercümanlık olduğunu bir türlü kabul edemeyen yine de kendilerini avukat olarak gören Plaza Avukatları

Her avukat her davaya bakamaz... O yüzden mahkemenize göre avukat seçin derim. istatiskler bunu söylüyor....

TÜRKİYE CUMHURİYETİ MAHKEME ÇEŞİTLERİ

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesi uyarınca “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.” Ancak, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkındaki Kanun içinde yer alan bazı belirleyici hükümler haricinde tüm yargı teşkilatının görev ve yetkisini belirleyen kapsayıcı ve genel bir yasal düzenleme yapılmamıştır. Dolayısıyla, hangi durumda hangi mahkemenin yetkili olacağı çeşitli kanunlarda dağınık ve sistematikten uzak bir biçimde yer aldığından mevcut mevzuat konuya genel bir bakış sağlamaktan uzak bir görüntü sunmaktadır.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nde mevcut olan yargı teşkilatı,

A) Adli Yargı Mahkemeleri

B) İdari Yargı Mahkemeleri

C) Yüksek Mahkemeler

olmak üzere düzenlenmiştir.


Adli Yargı Mahkemeleri

Adli yargı mahkemeleri kendi içlerinde

I. Hukuk Mahkemeleri

II. Ceza Mahkemeleri

biçiminde iki öbeğe bölünmektedir. Adli yargı mahkemelerinin yüksek yargı organı Yargıtay’dır.


Hukuk Mahkemeleri

Alacak, mülkiyet, sözleşme ihlali, icra, iflas, boşanma, miras, gibi özel kişilerin kendi aralarında çekişmeli olduğu davalara ve bir kısım çekişmesiz yargı işlerine bakar. Hukuk mahkemeleri şu bölümlere ayrılır:

Sulh Hukuk Mahkemeleri

Her ilçede bulunan sulh mahkemelerinde tek hâkim görev yapar. Görevi kanunlarla belirlenmiş olup, istisnaidir. 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 4. maddesinin ilk fıkrası uyarınca, sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın;

a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler.

Asliye Hukuk Mahkemeleri

5235 sayılı kanunun 6. maddesine göre Asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Asliye hukuk mahkemeleri de tek hâkimlidir.


Özel Kanunlarla Kurulan Diğer Hukuk Mahkemeleri

Ticaret mahkemeleri yalnız ticari davalara bakar. Ticaret mahkemeleri, asliye hukuk mahkemelerinin daireleri durumundadır, dolayısıyla asliye ticaret mahkemeleri olarak da adlandırılırlar. Görevleri Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesine gösterilmiştir. Ayrı bir ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aynı zamanda ticaret mahkemesi sıfatıyla da görev yapar.

İş Mahkemeleri

5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile kurulmuştur. Aynı kanunun ilk maddesine göre “işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevlidir”.

İcra Mahkemeleri

2004 yılında çıkarılan 5092 sayılı kanunla birlikte daha önceleri icra tetkik mercii olarak adlandırılan bu makamın adı icra mahkemesi olarak değiştirilmiştir. İcra mahkemesinin en önemli görevleri arasında icra dairelerinin gerçekleştirdiği işlemlere karşı yapılan şikâyetlerin incelenmesi, icra dairesine sunulan itirazların incelenmesi, mahcuz mala istihkak davasının görülmesi, icra ve iflas dairelerinin gözetimi ve denetimi yer alır.

Aile Mahkemeleri

4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun ile Türkiye Cumhuriyeti yargı teşkilatındaki yerini almıştır. Adı geçen kanunun 2. maddesine göre aile mahkemeleri Adalet Bakanlığı tarafından her ilde ve nüfusu yüz binin üzerindeki her ilçede tek hâkimli ve asliye hukuk mahkemesi derecesinde olmak üzere kurulur. Aynı yasanın 4. maddesine göre “Medeni Kanun’un 2.kitabı olan aile hukuku kapsamına giren ve medeni kanunun yürürlüğü hakkındaki yasaya göre aile hukukundan doğan davalar ile aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi yanında, 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Yasada öngörülen tedbir kararlarını almak, ayrıca diğer yasaların verdiği görevleri yapmak” aile mahkemelerinin görevlerini oluşturmaktadır.

Kadastro Mahkemeleri

3402 sayılı kanunun 24. maddesi uyarınca kurulmuşlardır. Adı geçen kanunun 25. maddesine göre, “kadastro mahkemesi; taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı aynî haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve özel kanunlarca kendisine verilen işlere bakar; Kadastro veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir”.Bu mahkeme Hakimleri 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu hükümlerine tabi oluyor.


Ceza Mahkemeleri

5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Ad­liye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 8. maddesine göre ceza mahkemeleri, asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleri ile özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemelerinden oluşur.

Asliye Ceza Mahkemeleri

5235 sayılı kanunun 11. maddesi uyarınca “kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, sulh ceza hâkimliği ile ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır”.

Ağır Ceza Mahkemeleri

5235 sayılı kanunun 12. maddesi gereğince “kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), nitelikli dolandırıcılık (m. 158), hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir”.


Özel Kanunlarla Kurulan Diğer Ceza Mahkemeleri

Devlet Güvenlik Mahkemeleri (mülga)

1983 yılında kabul edilen 2845 sayılı yasa ile kurulan bu mahkemeler 2004 yılında çıkarılan 5190 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda Değişiklik Yapılması ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kaldırılmasına Dair Kanun’la ilga edilmiştir. Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görevi, 2845 sayılı yasanın 9’uncu maddesi ile 1991 yılında yürürlüğe giren 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nda sayılan suçlarla ilgili davalara bakmaktı. Bu görevler artık ağır ceza mahkemelerine devredilmiştir.

Çocuk Mahkemeleri

1979 yılında çıkarılan 2253 sayılı mülga Çocuk Mahkemeleri Yasası ile öngörülen ve ilk defa 1987 yılında Ankara’da kurulan çocuk mahkemelerinin yasal dayanağını artık 2005 yılında çıkarılan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu oluşturmaktadır. Bu kanunun 25. maddesine göre, “Çocuk mahkemesi, tek hâkimden oluşur. Bu mahkemeler her il merkezinde kurulur. Çocuk mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz”. Bu mahkemelerin görevleri de aynı kanunun 26. maddesinde belirlenmiştir: “Çocuk mahkemesi, asliye ceza mahkemesi ile sulh ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar bakımından, suça sürüklenen çocuklar hakkında açılacak davalara bakar”. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar bakımından aynı zamanda çocuk ağır ceza mahkemeleri kurulmuştur.

İdari Yargı Mahkemeleri

İdari yargı mahkemeleri idari yargının konusunu oluşturan davaları görür. İdari yargının adli yargıdan en önemli farkı, uyuşmazlıkta en azından bir tarafın yetkisini kamu hukukundan alan devlet organlarından biri olmasıdır.

İlk derece idari yargı mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinden oluşur.

İdari yargı mahkemelerinin yüksek yargı organı Danıştay’dır.

Bölge İdare Mahkemeleri

Genel idari yargı düzeninde ilk derece idare mahkemelerinin bir üstünde olan yüksek mahkeme olarak oluşturulmuştur. Türkiye’deki bölge idare mahkemeleri, yargı çevresindeki idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin tek hakimle verdiği kararları itiraz üzerine inceler ve kesin olarak hükme bağlar. Yargı çevresindeki idare ve vergi mahkemeleri arasında çıkan görev ve yetki uyuşmazlıklarını kesin karara bağlar ve kanunla verilen diğer görevleri yerine getirir.

İdare Mahkemeleri

Yasal dayanağını 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’dan alan idare mahkemelerinin görevleri aynı kanunun 5. maddesinde, idare mahkemeleri

vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştay’da çözümlenecek olanlar dışındaki,

  • İptal davalarını,
  • Tam yargı davalarını,
  • Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan idarî sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaları,
  • Diğer kanunlarla verilen işleri,

çözümler” şeklinde belirlenmiştir. Türkiye’de 31 ilde idare mahkemesi bulunmaktadır.

Vergi Mahkemeleri

Yasal dayanağı idare mahkemeleri ile aynı olan vergi mahkemelerinin görev alanına, 6. madde uyarınca,

  • genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri malî yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar,
  • (a) bendindeki konularda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uygulanmasına ilişkin davalar,
  • diğer kanunlarla verilen işler” girmektedir. Türkiye’de 35 ilde 65 vergi mahkemesi bulunmaktadır.

Askeri Yargı (mülga)

Askeri mahkemelerin görevi Türkiye Cumhuriyeti Anayası’nın 145. maddesinde düzenlenmiştir. Askeri ceza mahkemeleri ile ilgili 2010 tarihinde yapılan anayasa değişikliğiyle askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri, asker kişiler tarafından işlenen askeri suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işlediği suçlara bakmakla görevlidir.

İlk Derece Mahkemeleri

Disiplin Mahkemeleri

Asker kişilerin Disiplin suçu adı verilen suçlarına bakmakla görevli mahkemelerdir. Üyeleri hakim değildir. Bir başkan, ikisi üye olmak üzere üç subaydan oluşur. Savcılık görevini ise disiplin subayı yapar.

Askeri Mahkemeler

Askeri mahkemeler üç askeri hakimden oluşur. İddia makamını askeri savcı işgal eder. Atamalar Millî Savunma Bakanı tarafından yapılmaktadır.

Yüksek Mahkemeler

Anayasa Mahkemesi

Anayasa Mahkemesinin temel görevi, yasama organının kimi işlemlerinin Anayasa’ya uygunluğunu denetlemek ve bireysel başvuruları karara bağlamaktır. Anayasa Mahkemesinin görevleri bizzat Anayasa’da sınırlı sayıda belirtilmiştir. 1982 Anayasası’nın başta 148. maddesi olmak üzere ilgili diğer maddelerinde Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkileri aşağıdaki şekilde ifade edilmiştir:

1. Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasa’ya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler.

Ancak, olağanüstü hâllerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesine dava açılamaz (Madde 148). Ayrıca usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası antlaşmalar kanun hükmünde ise de, bunlar hakkında Anayasa’ya aykırı oldukları gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurulamaz (Madde 90).

Şekil bakımından denetim kanunlarda son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır. Şekil bakımından denetleme sadece Cumhurbaşkanınca veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin beşte biri tarafından istenebilir. Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra, şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz; şekil denetimi def’i yoluyla da talep edilemez (Madde 148). Şekil bozukluğuna dayalı iptal davaları Anayasa Mahkemesince öncelikle incelenip karara bağlanır (Madde 149).

2. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruları karar bağlar. Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır. Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.

3. Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar. Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ile Jandarma Genel Komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanırlar.

Yüce Divanda, savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet Başsavcıvekili yapar. Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilir. Genel Kurulun yeniden inceleme sonucunda verdiği kararlar kesindir.

4. Siyasi Partilerin kapatılması, Cumhuriyet Başsavcılığının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından kesin olarak karara bağlanır (Madde 69). Siyasi partilerin kapatılmasına ya da Devlet yardımından yoksun bırakılmasına karar verilebilmesi için toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çokluğu şarttır (Madde 149).

5. Siyasi partilerin mal edinimleri ile gelir ve giderlerinin kanuna uygunluğunun tespiti Anayasa Mahkemesi tarafından yerine getirilir. Anayasa Mahkemesi, bu denetim görevini yerine getirirken Sayıştaydan yardım sağlar. Anayasa Mahkemesinin bu denetim sonunda vereceği kararlar kesindir (Madde 69).

6. Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düştüğüne Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce karar verilmesi durumunda, bu karar tarihinden başlayarak yedi gün içerisinde ilgili üye ya da milletvekillerinden herhangi biri tarafından bu kararın Anayasa’ya, kanuna veya İçtüzük hükümlerine aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulabilir. Anayasa Mahkemesi bu iptal istemini on beş gün içinde kesin olarak karara bağlar (Madde 85)

No Article rating
0 Reviews
Lütfen bizi değerlendirin ve yorum atmayı unutmayın. Yorumlarınız bizim için önemlidir.
  1. 5
  2. 4
  3. 3
  4. 2
  5. 1
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir